etkin haber

166

İSTANBUL

İSİG: 2019 yılının ilk beş ayında en az 26 çocuk işçi yaşamını yitirdi

12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği İle Mücadele Günü vesilesiyle rapor hazırlayan İSİG, 2019 yılının ilk beş ayında en az 26 çocuk işçi yaşamını yitirdiğini açıkladı.

- Salı - 11 Haziran 2019 - 12:29
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği İle Mücadele Günü vesilesiyle hazırladığı raporu açıkladı. Rapora göre; 2019 yılının ilk beş ayında en az 26 çocuk işçi yaşamını yitirdi.
 
Türkiye nüfusunun yüzde 28'ini oluşturan çocukların, 2018'de işgücüne katılım oranı yüzde 21'e yükseldi. TÜİK'in açıkladığı çocuk istatistiklerinde sadece 15-17 yaş grubu çocuklara dair işgücü istatistikleri yer almasına rağmen, "Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı" ilan edilen 2018'de çocuk işçi sayısı 7 bin arttı ve Türkiye'de, en çok çocuk iş cinayetinin yaşandığı yıl oldu.
 
İşsizlik, adaletsiz gelir dağılımı, ekonomik kriz, kayıt dışı ekonomi çocuk işçiliğin daha da artmasına sebep olurken çocuk işçilerin yüzde 41,4'ü "hane halkı gelirine katkıda bulunmak", yüzde 28,7'si "hane halkının ekonomik faaliyetine yardımcı olmak" amacıyla çalışmak zorundayken, yarısı çalışmak zorunda olduğu için okula devam edemedi.
 
TÜİK 2012 yılı Çocuk İşgücü Anketi verilerine göre; Türkiye'de ekonomik olarak faaliyet gösteren 6-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 44,7'si tarım, yüzde 24,3'ü sanayi ve yüzde 31'i hizmetler işkolunda çalışmaktadır.
 
Türkiye'de çocuk işçiliğinin en kötü biçimleri olan sokakta çalışma, küçük ve orta ölçekli işletmelerde ağır ve tehlikeli işlerde çalışma, aile işleri dışında, ücret karşılığı gezici ve geçici tarım işlerinde çalışma aynı zamanda en yaygın alanlar.
 
5 ÇOCUKTAN 4'Ü KAYIT DIŞI ÇALIŞIYOR
 
2016 TÜİK verilerine göre; 5 çocuktan 4'ü kayıt dışı çalışıyor. Türkiye genelinde 6-17 yaş grubundaki çocukların haftalık ortalama fiili çalışma süresi 40 saati bulurken, bu süre 15-17 yaş grubundaki çocuklar için 45,8 saat. Okula devam etmeyen çocuklar içinse haftalık ortalama fiili çalışma süresi 54,3 saat ile Türkiye ortalamasının dahi üstünde.
 
Çocuk işçilerin çok geniş bir kesimi hala çocuk emeğinin en kötü biçimlerinden olan tarım sektöründe çalışmaktadır. Tarım sektöründeki çocukların hepsi kayıt dışı. Çocuk ve kadın emeği sömürüsü üzerine kurulu tarım istihdamı artışının yüzde 66'sının ve ücretsiz aile işçilerindeki artışın yüzde 90'ını 6-14 yaş arası çocuklar oluşturmaktadır.
 
Sürekli adreslerinde kısa süreli kalan ve göçebe çalışma yaşamları olan mevsimlik tarım işçisi çocukların yarısından fazlası okula gidememekte ya da devam edememektedir. Gezici mevsimlik tarım işçiliği ise tarım işçiliğinden de farklı olarak özellikle çocuk işçiler için pek çok risk barındırmaktadır. Güneşe maruz kalma, böcek ısırması, tarım kimyasallarıyla temas etme, eğilerek çalışma, ağır yük taşıma gibi risklerin yanı sıra gezici mevsimlik tarım işçisi çocuklar naylon çadırlarda yaşama, yeterli beslenememe, temiz suya ulaşamama, okula gidememe... gibi pek çok riskle de karşı karşıyadır.
 
Hizmetler işkolunda çalışan çocuklar genel olarak ayakkabı boyacılığı, seyyar satıcılık, araba camı silme, atık toplama gibi işlerde çalışırken, bu işler genel olarak kalabalık şehir merkezlerinde ve tehlikeli ortamlardadır. Dengeli ve yeterli beslenmeyen, bir kısmı ise geceyi sokakta veya çöplüklerde geçiren çocukların çalışmaları haftanın 7 günü ve günlük 14 saate varan çalışma saati bulabilmektedir. Üst solunum yolu enfeksiyonları, kurşun ve cıva gibi maddelerin etkilerine maruz kalma ve parazit kapma, fiziksel şiddet ve cinsel taciz sokakta çalışan çocukların en sık maruz kaldığı risklerdir.
 
Sanayide çalışan çocuklar ise uzun çalışma süreleri, tozlar, boya, vernik gibi kimyasallar, ağır yük taşıma, gürültülü ortamda çalışma, uzun süreli ayakta çalışma, tehlikeli donanım gibi birçok riske maruz kalmaktadırlar.
 
MÜLTECİ/GÖÇMEN ÇOCUKLAR KARIN TOKLUĞUNA ÇALIŞIYOR
 
Türkiye'de bulunan yaklaşık 5 milyon göçmen/mültecinin nüfusunun yarısı çocuktur. Özellikle Suriyeli sığınmacı çocuklar, emek piyasasında daha kötü koşullarda ve düşük ücretlerle çalışmakta ve ayrımcılığa uğramaktadırlar. Özellikle küçük işletmelerde, ucuza ve uzun sürelerle çalışabilecek ve ücret pazarlığına girmeyecek, temel işçi haklarını aramayacak, her türlü çalışma koşulunu kabul edecek mülteci çocukları karın tokluğuna çalıştırmaktadır.
 
Suriyeli çocuk işçiler, yoğun olarak tekstil sektörü olmak üzere hizmet, sanayi, tarım, mevsimlik tarım işçiliği, inşaat işçiliği, çobanlık, garsonluk, tezgâhtarlık gibi alanlarda çoğunlukla da kaçak olarak çalışmaktadır.
 
Suriyeli mültecilerin Türkiye'ye gelmesiyle birlikte hem çocuk işçilerin sayısında artış olduğu hem çalışma koşullarının her açıdan daha da kötüleştiğini söylemek mümkündür. Mülteci çocuklar hem daha kötü koşullarda ve daha tehlikeli işlerde çalışmakta, hem de ayrımcılığa, saldırıya maruz kalmaktadır.
 
STAJYER-ÇIRAK ADI ALTINDA UCUZ İŞGÜCÜ OLUŞTURUYOR
 
Türkiye'de yasal kılıf altında meşrulaştırılan çıraklık ve "mesleki eğitim" adıyla stajyerlik de çocuk emeğini sömüren yaygın çalıştırma biçimleridir. Çırak ve stajyer çocuklar, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinden uzak, sosyal güvenlik korumasından uzak bir biçimde çoğu zaman yetişkinlerle aynı iş yaptırılarak çalışmaya mecbur bırakılmaktadır.
 
Alana ilişkin yasal düzenlemelerin ve politikaların tümü, çıraklık ve stajyerliğin artmasına neden olmuş, sermayenin ucuz ve vasıfsız işgücü ihtiyacını karşılamak üzere politikalar izlenmiştir. Bugün sayısı 1,5 milyona yaklaşan stajyer-kursiyer-çırak sömürüsü ve 4+4+4 eğitim sisteminin çocukları işçileştirme üzerine kurulu politikası bunun bir göstergesidir.
 
15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılmasını yasakken, 2015 yılında 14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış çocukların bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam edenlerin okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılmalarına izin verilmiş, böylece çocuk işçi sömürüsünün derinleşmesi için yasal bir adım daha atılmıştır. 9-14 yaş arası çocukların aday çırak, 14 yaşından sonraki çocukların da çırak statüsünde kabul edilmesiyle "mesleki eğitim" aldığı öne sürülen çıraklar ile gerçek çocuk işçilik istatistikleri gizlenmektedir.
 
Tam zamanlı bir işçi çalıştırmak yerine mesleki eğitim adı altında çırak çalıştıran patronlar; sigorta primi, kıdem tazminatı ve iş kanunundan doğacak diğer sosyal gideri vermeyecekleri çırakları çalıştırmayı tercih etmektedir. Yasal olarak yapılması gereken iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortasını da devletin karşılaması ve asgari ücretin yüzde 30'undan fazla ücret ödemek gibi bir yükümlülüğünün olmaması da patronların çocuk işçiliği tercih etmesinin ve çıraklığın yaygınlaşmasının bir diğer nedenidir.
 
ÇOCUK İŞÇİLİĞİ DENETLENMİYOR
 
Türkiye'de çocuk işçiliğin bu denli yaygınlaşması ve geldiği boyutun önemli nedenlerinden biri de devletin bu alana ilişkin diğer politikaları ile birlikte denetimsizlik ve cezasızlık politikasıdır. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2010'dan bu yana geçen 9 yılda ancak 416 işyerinde çocuk işçi ihlali tespit etmiştir.
 
Türkiye'de çocuk işçilik en çok, 50 ve daha az işçi çalıştıran tarım ve orman işlerinin yapıldığı yerlerde, ev hizmetlerinde ve 3 kişinin çalıştığı işyerlerindedir. Oysa, bu alanların tümü İş Kanunu'nun kapsamı dışında, dolayısıyla denetlemenin de dışındadır. Bu durum çocuk işçiliğinin temelini oluşturan yerlerin denetim dışı bırakılarak "çocuk emeğinin daha fazla sömürüsüne göz yumma" politikasıdır.
 
2019 YILININ İLK BEŞ AYINDA EN AZ 26 ÇOCUK İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ
 
İSİG Meclisi olarak elimizdeki bilgileri göre; 2013 yılında 59 çocuk, 2014 yılında 54 çocuk, 2015 yılında 63 çocuk, 2016 yılında 56 çocuk, 2017 yılında 60 çocuk, 2018 yılında 67 çocuk ve 2019 yılının ilk 5 ayında ise en az 26 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
 
İSİG raporunda yer alan diğer veriler şöyle:
-Çocuk iş cinayetlerinin en fazla yaşandığı iller Urfa, İstanbul, Antep, Antalya ve Adana'dır. Bu şehirlerde çocuk nüfusu, tarım işçiliği ve mülteci nüfusu yüksektir. 
-Yaşamını yitiren 26 çocuk işçinin 4'ü mülteci/göçmen çocuklardır. Mülteci çocukların ölüm oranının tüm göçmen işçilerin ölüm oranından çok daha fazla olması hem mülteci çocuk işçiliğin yoğunluğunu hem de mülteci çocukların çalışma koşulları bakımından çok daha tehlikeli işlerde çalışmak zorunda kaldıklarını göstermektedir.
-Yaşamını yitiren 26 çocuğun 4'ü kız çocuğudur. Kız çocukları, tarım sektöründe ve özellikle de ücretsiz aile işçiliğinde sömürülmektedir.
-Ücretsiz aile işçiliğinin ve küçük yaşta çalışmanın yaygın olduğu tarım sektöründe ölümlerin 8-10 yaşlarına düştüğü görülüyor. İş cinayetinde ölen çocukların yarısı tarım işçisi çocuklardır. Yaşamını yitiren çocukların yüzde 43'ü sanayide, yüzde 7'si ise hizmetler sektöründe çalışmaktadır.
-Çocuk işçiler en çok zehirlenerek/boğularak, trafik/servis kazalarında, düşerek ve ezilerek yaşamlarını yitirmiştir. Boğulma sonucu ölen çocuk işçilerin tümü, temiz su ya da serinlemek için sulama kanallarında boğulan tarım işçisi çocuklardır.
-İş cinayetinde yaşamını yitiren çocukların 9'u 14 yaş ve altındadır. 14 ve altı yasal olarak çalışması tamamen yasak olan bir yaştır. Çalışması "yasal" olan 15 yaşın üstündeki çocukların çoğu ise kimya, metal gibi yasak olan ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmaktadır.